CÜMLENİZİ YOK SAYIYORUM!


.
.
.
.

          Daha önce de ifade etmiştim: “köşe yazarı” yoktur! Yazarın köşesi vardır…
         
Yazar, her ne ise yazdığı zahmetli bir müktesebattan beslenir yani birikiminden. Bu ise kolay ve kısa sürede elde edilebilir bir şey değildir. Okuyacaksınız evvela, nitelikli ve devamlı okuyacaksınız; okuduğunuzu anlayacaksınız, anladığınızı idrake yükselteceksiniz. Bunlar da yetmez; bilip öğrendiklerinizi filtreleyerek sahih ve hakiki anlama ulaşacaksınız. Dolacak ve taşacaksınız, işte o zaman yazacaksınız.
         
Yazma merhalesine eriştiniz diyelim, elinize kalemi alıp istediğiniz gibi yazamazsınız. Kelimeleriniz olacak ve cümleniz! Sizin cümleniz… Daha cümle kurmayı beceremeyen, bir gazete köşesine kurulup yazar geçiniyorsa yazık o kaleme, okura ve gazeteye.  Mahalli bile olsa bir gazete yazarlarıyla tanımlanır, öyle olmalı. Haberleriyle değil. Gazetenin kalitesini belirleyen orada görünür olan yazarlarıdır. Maalesef görünen şu ki: mahalli gazetelerde birkaç kalem dışında ciddi manada yazar yok; bu anlaşılır bir şeydir ve fakat yazar sıfatıyla köşe tutan ancak bırakın insicamlı, üslûplu bir yazıyı daha cümle kuramayan dil fukarası kimselerin meydanı tutmasına ne demeli? Bunlar okur-yazar bile değil…
         

         
Yine de görmezden gelir, sükût eder geçerdim. Bir gazetenin sahibi, hissedarı olabilirsiniz, yazı da yazabilirsiniz; yazdıklarınızı okurunuz beğenir beğenmez, takdir ya da tekdir eder geçer. Ancak, başka yazarlara sınır belirleyemezsin! Hangi konuda yazıp yazamayacağını, nasıl yazıp yazmayacağını söyleyemezsin. Yazısını yayınlamazsın olur biter. Eleştirirsin yazdığını, eleştirinin üslûbunu biliyorsan; müktesebatın yetiyorsa. Hukukunuz varsa bizzat yazara söylersin söyleyeceğini; okura değil. Kaldı ki okur da değil muhatabın; kime mesaj veriyorsan!
         
Önce haddini bileceksin. Önce cümle kurmayı öğreneceksin. Türkçenin zengin lügatini biliyor ve yazıda kullanabiliyor olacaksın. İzan, irfan ve idrak sahibi olacaksın. Yazıyı ciddiye alacaksın; yazıyı ve okuru.
         
Sözüm sizedir:  “yazar” sıfatı ile görünür olan ama (bütün çağrışımlarıyla) diline sahip olamayan, imla hatasız yazı yazamayanlar! Kimseden belagat ya da retorik(!) beklemeden aha da söylüyorum: yazınız okunmuyor çünkü cümle’niz kuralsız; cümlenizi yok sayıyorum…

           İSA YAR  
*Vizyon Gazetesi /Kelam-ı kibar köşe yazısı 22.12.2009 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir